Viagra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Viagra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8.10.2009

10.08.09 - What ' Viagra ' did to men? - Dede imajının yıkılması...


Bu yazı, bugünü anlatacak olmasının yanı sıra, bir süredir aklımda olan bir yazı aslında.

Ay sonları ve başları koşuşturucu oluyor eczanede. Bütün bir ay boyunca yaya yaya, rahat rahat uğraştığımız ya da yarım bıraktığımız reçeteleri SGK'nın nadide kurallarına göre sıraya sokmaya uğraşıyoruz.

Herkes intihara bir adım uzaklıkta.

Sadece yazları, hastaların nispeten az olduğu zamanlarda çalışan biri olarak, kış yoğunluğunda bu işin nasıl olup da oldurulduğunu anlayamıyorum açıkcası.

Bilmemkaçbasamaklı işlem numaralarıyla kodlandırılmış reçeteleri bilmem neden binlerce farklı düzen koduna göre sıralamaktan daha insaflı Çin işkenceleri var. Araştırdım!

İlaç, eczane, hasta... Bunlar garip kavramlar.

Eczacı da derdim ama uyarıldım bugün resmen. Bi' de kuzen uyardı zaten...

O yüzden ilaç üzerinden hasta yazacağım bugün. Firmalar düşünce özgürlüğü konusunda daha duyarlı olacaklar diye umuyorum.

Hemen her durumda bonibon misali tüketilse de asıl amacı ağrı kesmek olan Aspirin'in prospektüsünde yan etki olarak ' Baş ağrısı yapabilir. ' yazdığını biliyor musunuz?

Ya da insanların allerji şuruplarını uyku ilacı ve vitamin şurubu olarak kullandıklarını?

Bunları bilmeseniz de kalp ilacı olarak üretilen ama çok farklı amalar için kullanılan bir ilacın varlığından haberdarsınız. Adını biliyorsunuz en azından.

Yazmak istediğim de bu.

Viagra'nın 'elli ve üstü yaşlardaki' erkeklere yaptıkları.

Erkek nüfusunun çoğu için yapılan bir eleştiridir; ' Beyinleriyle düşünmüyorlar. '

Doğrudur da. Oğlan çocuğunun pipisini keşfetmesiyle başlayıp, delikanlının immatureliğiyle pekişen ' Bunu bir yere sokmalıyım. ' takıntısı ancak orta yaş bunalımı atlatıldığında yerini romantizme ve ' Belki her şey seks değildir. ' düşüncesine bırakır... dı.

Amiyane tabirle ' ötmeyen kuş ' erkek adamı, başta karısı ve ailesini düşünmeye iter, ikinci bahar başlardı.

Bu bile kırkından sonra azmayan, küçük bir kesim için geçerliydi.

Artık, Viagra saolsun, o küçük kesim mikroskobik.

Çünkü sağlıksızlar sağlıksızı bir hayat yaşamış X Amca bile, parasını ödedikten sonra dört ile otuz altı saat arasında değişen bir süre için çiçeği burnunda(!) ergen gence dönüşebiliyor.

Peki bu normal mi?

Yarışmadan hiç çekilmemek , oyuna kazık çakıp(!) kalmak, diğer oyunculardan ya da partnerden karşılık olmadığında sapkınlığa yönelmek, bir hayat boyu beyni boxerın nemli ortamında tutmak ve bunu tıbbi bir ürün sayesinde yapmak sağlıklı mı?

Beyin pişik olur alimallah. Yaşlı adamlar en az yaşlı teyzeler kadar dedikoducu oluyorlar zaten. Bir de bu pişik beyin problemiyle her skorlarını ballandıra ballandıra anlatıyorlar.

Olası dinlemek istemeyen insanları düşünmüyorlar hiç. E, beyin pişik...

Sağlık Bakanlığı Dumansız Hava Sahası'ndan önce bunu çözmeliydi. Bir nargile içen sağlık sektörü çalışanı olarak, benim sözüm bu.

Sağlık sektörü çalışanı ne demekse...

Neyse, konuya dönüyorum.

Dede imajı güme gitti kısacası. Turist kızları civar erkeklerinden koruyup onlarla Fatih'in İstanbul'u fethi sırasında yaşadığı kişisel tecrübeleri anlatan amcalar gittigidiyor.com'da astronomik fiyatlarla satılıyor.

Hüseyin Üzmezler ise artıyor.

Sorun yaşlı insanların seks yapması değil. Bu gayet sağlıklı bir şey, dopingsiz yapıldığında.

Süreyya Ayhan da elenmeseydi o zaman..

Bitirirken, Pirelli'den çalıntı yapacağım:

''Kontrolsüz güç, güç değildir. Sapkınlığa tek gidiş bilettir.''

8.03.2009

Uzun Bir Zaman Dilimi - New Penis




Bu yaz uzun süredir yaşadığım en hareketli yaz. Bi' ara leylek falan görmüş olmalıyım.
Hatırlamıyorum.

Her neyse, bu leylek yüzünden klavye ve kaleme dokunabildiğim zamanlar genelde ya reçete arkası dolduruyorum ya da reçete giriyorum.

Şimdi fırsatım varken arayı kapatıp en son ( ve ilk ) yazımdan itibaren aradan geçen olayları aklımda kaldığınca ve uykuma yenik düşmediğimce anlatacağım.

Aile için yapılanlar ya da yapılacaklar her daim ilginçtir.

Benimkiler ise bildiğiniz olağandışı şeyler... Annem mesela, Facebook'a koyacağı fotoğraflarda rötuş yapmamı istemeye başladı bugünlerde.

Öte yandan, daha olağan bir zaruriyet sebebiyle, kuzenimin sünneti için ( ki o pipi yıllar önce kesilmişti aslında )haftasonu Bergama'ya (a.k.a Taşra ) gitmek zorunda kaldım.

Daha en başından aksatmaya başladım burayı, neyse çok okuyan yok nasılsa şimdilik. Hatta bana geçen yazım için 'Okudum' diye geri dönen sadece iki kişi vardı. Onlar da zaten sünnete katıldılar.

Neyse efendim, tek tek anlatmayacağım bu
sefer her günü ama başlıklar var...

Perşembe günü(30 Temmuz 2009) , işteydim malum. Hastalar garip canlılar. Binlerce türü var. Yani Canan Tan kitap yazdı, ne kadar kitap ne kadar değil diye tartışmadım ama öteledim kitabı hep ama... Anlaşılabilir bi' durum. Her gün onlarca kişi geliyor buraya ve sadece sağlık hizmeti değil talep ettikleri. Psikolojik danışmanlık ve hatta yeri geldiğinde de ATM görevi üstleniyor eczacı denilen ( hastanın gözündeki ) ulvi şahıs.

Binlerce türü var dedik... Elli ve üstü yaştaki erkek hastaların 'Viagra' kullanan kesmi ağızda ayrı bir tat bırakıyor... Bu yakınlarda bunun için ayrı bir yazı yazacağım. Ama inanın, sanırım hiçbir sakallıyı dedemiz sanmamalıyız artık.

Canan Tan da verdanafili anlatan bir kitap yazsın. Neyse...

Geçtiğimiz hafta ise tam olarak bir koşuşturmaca ve bulanıklıklar bütünüydü. Güzeldi şüphesiz, son üç haftam eşsiz gidiyor. Yine de güzellik yoruyor bazen.

Bakınca, aklımda kalan bir şey yok oysa iki haftadır neredeyse her gün yazacak bi' dolu şeyim olduğunu düşünüp acı çektim. Sanırım günü gününe yazma konusunda daha
kararlı olmalıyım.

Ama madem yazıyla devam edemiyorum; fotoğraflayayım bari.

Yazıya veremediğim vakitlerimi geçirmemin bir yolu da süper kahramanlık yapmak. Gerçi gizli kimliklerimizi ortaya serdim ama takım arkadaşlarım ve ben saklanmaktan çok sıkıldık diyelim... Kontrast ve blur derken, evet rötuşu biraz abartm
ış kompozisyona biraz gülümseme eklemiş olabilirim ama lütfen bozmayın beni...
Üstte de, Dünya'yı ( İzmir'i ) kurtardıktan sonra dinlenmek için oturduğumuz ve süper takım politikalarımızı tartıştığımız bir anın dondurulmuş hali var. Lost Cafe, Balçova. Evin yakınında bu kadar iyi nargile yapan bir yer olduğunu bilseydim geçen yaz her akşam Alsancak'a gitmezdim. Gerçi, bu sene reşit olana dek bir kaç kez gittiğimde kimlik sorunu... Neyse, güzel mekan ve sıcak çalışanlar. Nargileleri de güzel ve kutu içeceklerin fiyatı gitti
ğim diğer tüm kafelerden daha ucuz. Deneyin derim.

Bahsi geçen sünnette çekilmiş fotoğraflarım henüz elime geçmediğinden onlardan koymuyorum ama o da olacak tabi.

Bir de daha günik ( serbest çağrışım = dakik ) yazmaya çalışacağım.

İyi kalın.