''Pasam...,, dedi Katina, kendi kulağımla duydum.
Ayağa kalkışında bir sokak kızının kırkını geçince aldığı bir asalet var hatunun. Tavrı o kadar sıcak ki hararet basmış olsa gerek elbisesi küçücük. Belki de parası bu kadarına yetti... Şalı da sandalyesinin omuzlarında, yere değiyor saçakları.
İçerisi loş ve dumanlı, bu kargaşada paşayı değil burnumun ucunu zor görüyorum desem yeri. Ama masaya fesini bırakırken eşek gözü gibi yüzükten belli oluyor ki Katina yağlama yapmıyormuş, adam harbi paşa galiba.
Bana ne yahu deyip kafamı çevireceğim ama şarkı söyleyen kadının çatlak sesini değil de Katina'nın boğuk, şenlikli sesi geliyor kulağıma. Ne hikmetse paşanın sesi ya çıkmıyor ya da bana gelmiyor.
Adam bana yasaklı mıdır nedir? Anlamadım... Benim masamdaki de sızdı sızacak, melül melül bakıyor. Haspam kim bilir hangi alemlerde?
Neyse neyse... Zıkkımlanınca çenesi kesilenlerden şükür... Bazılarının önce çenelerinin yayları gevşer sonra da ellerinin ayarları kaçar, benim de tepem atar tabi sonra.
Sussun, daha iyi. Susan adam iyidir.
Ama duyulan, Katina'nınki konuşmaya başlamış. Duyulan da Katina tabi, ben adamı işitemiyorum.
''Bosversene be Pasam!,, diyor Katina ''Dağ gibi adamsin, sana kiz mi yok kari mi? 'Em ben duymuşum o kizi bir oglana vermisler.,,
Boşuna ''Katina'ya sor önce.,, demiyorlar bizim muhitte. Karı her boku duyuyor; kuburmuş gibi tüm laflar buna yuvarlanıyorlar.
''O yelloz yüzünden dillere mi düsmek istiyorsun?,, diyor. Bir çıkış, bir itiraz var sesinde. '' Yok sayilmissin iste, isi cehennem azabina cevirme de o devletli basini baska hatunlardan yana döndürüver.
Disarisi kayniyor. Onun gibi bal dudaklisi yok mu? Var! Tanisilacak kadin mi yok? Var!
Kalbi çalinacak sonra da kirilacak kiz mi yok?
Var vre var!,,
Nasıl da laf yapıyor bu karının ağzı, hep şaşırıyorum. Yüzüne baksan, şimdi doğruyu söylemek lazım, çirkin değil ama ne tam huri ne tam yolludur Katina. Bu kadar çok isteyeni neden var diye meraklanıyorsan, dili yüzünden.
Onu da bi' kendi ağzının içinde bi' nargilesinin marpuçunda gezdirir hani.
''Aman hep ayni hikaye Pasam. İlk sen misin sanirsin askin ana kuzaği gibi olmadigini fark eden? 'Epsi aynidir oysa. Kimseyi de suçlamak yok, isin kanunu bu. Elma çalarsan ya cennetten sürülürsün ya da elini kestirirsin. Eh... Eleni'nin birine yürecigini verirsen ya o kirar ya da sen çeker alirsin geri.,,
Duruyor. Belli ki paşa konuşacak. Merak ediyorum yüzünü, bırakılan koca adam yüzü nasıl olur acaba?
''Nereden mi biliyorum? Ben bi' bes vakit namazi bilmem bakma zaten bana farz degil. Sen aski sadece senin gibiler mi bilir saniyorsun? Yok Pasam yok... Senin tanidiklarin askin ne olmadigini bilenler. İçip içip osurup osurup ipe dizen üç karisi varken ask acisindan bahseden ne bilir esasli?
Katina bilir ama. Ask senin odalarinda, kösk bahcelerinin kuytu köselerinde degil sokagin ortasinda 'erkes görürken yasanir. Kiz, burada babasinin asfalyalarini attirmayan adama olur da demez 'em. Sende ise babasi evet demeden su içemezler. Başkasina varirlar. Telli duvakli güle oynaya.
Burada, kendini öldürenlerden geçilmez öyle olsa.,,
Ne laf etti ama Katina. Ne işkembe var kadında. Salla babam salla. Konuş babam konuş. Paşa uzun susuyor ama, bozuk çalmasa bari...
''Pasam, yok artik... Agliyorsun yahu, yapma. Sirf senin kalpcigin geride tek kaldi diye aglama, adina yakismaz. Aglayacaksan tüm tek kalplere agla da bi' halta benzesin.,,
...
''Ögretirim tabi Pasam. Bu geze misafirim ol. Senin bi' altini üstüne getirelim, bi' düzel, kendine gel...
Gerisini mi?
Şeytan halleder.,,
Edith Piaf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Edith Piaf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4.06.2010
Pasamu
4.02.2010
Johnny
Beni tasalandırdığını sanma
Gün ve gece seni düşünsem de
Zor biliyorum ama düşünebildiğimi varsayasın sen
Varsın öyle olsun diye buyurmuşum mesela ben.
Neyse.
Sen, ne zaman beni düşünmek yüzünden tasalanacaksın?
Sen, kim uyanıyorsa benim sükut-u hayalimin üzerinde artık.
Beni tasalandırdığını sanma
Gece uyanırsan eğer, hani bir kez daha şehvetinden değil de
Ben seni rahatsız ettiğimdendir
Derim ben hani.
Sesini de açsan televizyonun bir ''tık''
Hayatın değişsin istesen de bir 'tık
Sen, uyanırsın sabahları hep benim sükut-u hayalimin üzerinde.
İki kişinin yattığı yatağın çarşafı bu kadar mı bozulmadan korur kendini
Her gece hem de.
Johnny, sen bir melek değilsin.
Aramızda ne değişecek ki?
Adam olan adam her daim bilir kendi etrafında toplamayı
Tüm dünya erkeklerini söylesinler diye ona övgü dizelerini.
Ve o erkekler bunu yaptıkları sürece unutulmaya hızlıca mahkum edileceklerdir ya
Hiçbiriniz melek değilsiniz vesselam.
Johnny! Johnny! Biraz daha nazik olaydın...
Johnny, hani ben, Dünya, doğduğundan kelli
Her bir ademin senden bir kez özür dilemesi gerekecekti belki.
Gün ve gece seni düşünsem de
Zor biliyorum ama düşünebildiğimi varsayasın sen
Varsın öyle olsun diye buyurmuşum mesela ben.
Neyse.
Sen, ne zaman beni düşünmek yüzünden tasalanacaksın?
Sen, kim uyanıyorsa benim sükut-u hayalimin üzerinde artık.
Beni tasalandırdığını sanma
Gece uyanırsan eğer, hani bir kez daha şehvetinden değil de
Ben seni rahatsız ettiğimdendir
Derim ben hani.
Sesini de açsan televizyonun bir ''tık''
Hayatın değişsin istesen de bir 'tık
Sen, uyanırsın sabahları hep benim sükut-u hayalimin üzerinde.
İki kişinin yattığı yatağın çarşafı bu kadar mı bozulmadan korur kendini
Her gece hem de.
Johnny, sen bir melek değilsin.
Aramızda ne değişecek ki?
Adam olan adam her daim bilir kendi etrafında toplamayı
Tüm dünya erkeklerini söylesinler diye ona övgü dizelerini.
Ve o erkekler bunu yaptıkları sürece unutulmaya hızlıca mahkum edileceklerdir ya
Hiçbiriniz melek değilsiniz vesselam.
Johnny! Johnny! Biraz daha nazik olaydın...
Johnny, hani ben, Dünya, doğduğundan kelli
Her bir ademin senden bir kez özür dilemesi gerekecekti belki.
3.02.2010
02.03.10 - Bence...
İnsanlar Edith Piaf dinleyip çocukluk geçirmeli Cher'le büyümeli ve Patricia Kaas'la olgunlaşmalı kanımca.
Cidden böyle birisi daha olsa ya benden başka.
Bi' de bir saat önce kadar beni yolda gören adama sesleniyorum buradan, hayır deli değilim. Her yağmur yağarken kafasını yukarıya kaldırıp bakan ve şarkı söyleyen kişi deli olacak diye bir kural koymadım ben.
Cidden böyle birisi daha olsa ya benden başka.
Bi' de bir saat önce kadar beni yolda gören adama sesleniyorum buradan, hayır deli değilim. Her yağmur yağarken kafasını yukarıya kaldırıp bakan ve şarkı söyleyen kişi deli olacak diye bir kural koymadım ben.
10.16.2009
16.10.09 - L'Homme à la Moto / Motorlu Adam
Çok eğlenceli. Msn'den ulaşanlara şarkıyı atabilirim. Grooveshark'ta yok ne yazık ki.
Edith Piaf'tan
Motorlu Adam
Kısa pantolon ve motor çizmeleri giyerdi
Sırtında kartal olan kapkara deri bir ceketle
Top güllesi gibi fırlayan motoru
Etrafa dehşet saçardı.
Asla saçını taramaz, asla yıkanmazdı
Tırnakları makina yağı doluydu ama pazısında
Soluk derisinin üzerinde mavi bir kalp dövmesi vardı
Ve içinde yazardı : ''Anne seni seviyorum''
Marie-Lou adında bir sevgilisi vardı
Onun yaşında bir kızcağız, acınırdı
Çünkü gayet iyi bilirlerdi kimi sevdiğini onun
Koduğumun motoru daha önemliydi...
Marie-Lou zavallı kız yalvardı yakardı
''Bu akşam gitme, gidersen ağlayacağım...'' dedi
Ama kelimeleri gözyaşlarıyla birlikte yok oldu
Makinanın ve egzozun gürültüsü içinde
Gözlerinde alevler olan bir şeytan gibi zıplıyordu
Hemzemin geçitte, bu bir ateş parıltısı oldu
Güneye doğru giden bir lokomotife karşı
Ve enkazı temizlediklerinde...
Kısa pantolonunu ve motor çizmelerini buldular
Sırtında kartal olan kapkara deri ceketini
Ama ne o şeytandan bir şey kalmıştı ne de motordan
Etrafa dehşet saçan.
L'homme à la moto
by Edith Piaf
Il portait des culottes, des bottes de moto
Un blouson de cuir noir avec un aigle sur le dos
Sa moto qui partait comme un boulet de canon
Semait la terreur dans toute la région.
Jamais il ne se coiffait, jamais il ne se lavait
Les ongles pleins de cambouis mais sur les biceps il avait
Un tatouage avec un cœur bleu sur la peau blême
Et juste à l'intérieur, on lisait : "Maman je t'aime"
Il avait une petite amie du nom de Marie-Lou
On la prenait en pitié, une enfant de son âge
Car tout le monde savait bien qu'il aimait entre tout
Sa chienne de moto bien davantage...
Marie-Lou la pauvre fille l'implora, le supplia
Dit : "Ne pars pas ce soir, je vais pleurer si tu t'en vas..."
Mais les mots furent perdus, ses larmes pareillement
Dans le bruit de la machine et du tuyau d'échappement
Il bondit comme un diable avec des flammes dans les yeux
Au passage à niveau, ce fut comme un éclair de feu
Contre une locomotive qui filait vers le midi
Et quand on débarrassa les débris...
On trouva sa culotte, ses bottes de moto
Son blouson de cuir noir avec un aigle sur le dos
Mais plus rien de la moto et plus rien de ce démon
Qui semait la terreur dans toute la région...
Edith Piaf'tan
Motorlu Adam
Kısa pantolon ve motor çizmeleri giyerdi
Sırtında kartal olan kapkara deri bir ceketle
Top güllesi gibi fırlayan motoru
Etrafa dehşet saçardı.
Asla saçını taramaz, asla yıkanmazdı
Tırnakları makina yağı doluydu ama pazısında
Soluk derisinin üzerinde mavi bir kalp dövmesi vardı
Ve içinde yazardı : ''Anne seni seviyorum''
Marie-Lou adında bir sevgilisi vardı
Onun yaşında bir kızcağız, acınırdı
Çünkü gayet iyi bilirlerdi kimi sevdiğini onun
Koduğumun motoru daha önemliydi...
Marie-Lou zavallı kız yalvardı yakardı
''Bu akşam gitme, gidersen ağlayacağım...'' dedi
Ama kelimeleri gözyaşlarıyla birlikte yok oldu
Makinanın ve egzozun gürültüsü içinde
Gözlerinde alevler olan bir şeytan gibi zıplıyordu
Hemzemin geçitte, bu bir ateş parıltısı oldu
Güneye doğru giden bir lokomotife karşı
Ve enkazı temizlediklerinde...
Kısa pantolonunu ve motor çizmelerini buldular
Sırtında kartal olan kapkara deri ceketini
Ama ne o şeytandan bir şey kalmıştı ne de motordan
Etrafa dehşet saçan.
L'homme à la moto
by Edith Piaf
Il portait des culottes, des bottes de moto
Un blouson de cuir noir avec un aigle sur le dos
Sa moto qui partait comme un boulet de canon
Semait la terreur dans toute la région.
Jamais il ne se coiffait, jamais il ne se lavait
Les ongles pleins de cambouis mais sur les biceps il avait
Un tatouage avec un cœur bleu sur la peau blême
Et juste à l'intérieur, on lisait : "Maman je t'aime"
Il avait une petite amie du nom de Marie-Lou
On la prenait en pitié, une enfant de son âge
Car tout le monde savait bien qu'il aimait entre tout
Sa chienne de moto bien davantage...
Marie-Lou la pauvre fille l'implora, le supplia
Dit : "Ne pars pas ce soir, je vais pleurer si tu t'en vas..."
Mais les mots furent perdus, ses larmes pareillement
Dans le bruit de la machine et du tuyau d'échappement
Il bondit comme un diable avec des flammes dans les yeux
Au passage à niveau, ce fut comme un éclair de feu
Contre une locomotive qui filait vers le midi
Et quand on débarrassa les débris...
On trouva sa culotte, ses bottes de moto
Son blouson de cuir noir avec un aigle sur le dos
Mais plus rien de la moto et plus rien de ce démon
Qui semait la terreur dans toute la région...
10.14.2009
14.10.09 - Piaf
Enfes bir biyografiydi. Ciddi anlamda. Hani... Okuyun. Bunun dışında bugünlerde öyle önemli bi' şeyler olmuyor ama haftaya salıyı bekleyin. Özleyin bi' de beni!
9.30.2009
30.09.09 - Eylül
Ki son saatleri artık.
Ki ben son günde güzel bir film izledim.
Okur önerisiydi, Okur taşıydı.
İyi ki izlemişim diyorum şimdi.
İçimde bi burukluk var (burukiyet, peh..).
Geçecek.
Filmi sadece Fransızca izlemek iyiydi ama.
Les Choristes, izlene.
Aklımda da La Vie en Rose'un editlenmiş sözleri var.
Eve gidip Arthur ve Minimoyları izleyeceğim. Ya da çeviri yaparım bilmiyorum.
Sevmek güzel şey. Okur'u sevmek daha da güzel.
Bunları sırf Okur için yazıyorum. Okur aşkı başka şey.
Quand tu prends dans tes bras
Et tu parles en tout bas
Je vois la vie en rose
Etiketler:
Edith Piaf,
Eylül,
La Vie en Rose,
Les Choristes,
Okur
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)