Bütün. Ne demek acaba? Tüm ile hemen hemen aynı anlama gelirken, neden biri "n" diğeri "m" ile bitiyor?
Yaşlı bir kadın var bir yerlerde. Genç gösteriyor. Şen şakrak, hafiften şuh. Bu gece, onun hayatında önemli bir şey oldu. Ben, hep, o kadının hikayesini anlatmak istiyorum, olmuyor. Yine de bu gece, bir kırılma noktası yaşadığına eminim.
Bir keresinde "Dünyanın senden geri kalanını, seni sevdiğim gibi sevemiyorum." demiştim, o kadın da demiş olmalı. Bu gece o kadın eskilerden biriyle bir arada. Şarkılarda anlatılan, alt metni "Ben gençken günümü gün ettim, sen beni bekledin, şimdi yaşlandım, senden başka kimse bakmaz bana. Ne dersin, ikinci bahar?" olan senaryoyu yaşıyorlar, çok daha romantik yaklaşarak bu gerçeklere. Özlemenin yarattığı acizlik nelere kadir...
Çünkü bu kadın, aptal bir kadın değil aslında. Bazen siyahın beyaz, bazen de beyazın siyah olabileceğini yol boyunca yolcuların da, şoförün de, arabanın da, yolun kendisinin de değiştiğini pek çok defa görmüş.
Nelere şahit olmuştur kim bilir?
Ben, şimdilik, bilmiyorum.
Ama o adam yine gidecek. Kadından kırk yaş küçük bir başka kız çocuğu için. Kalbi, umuyorum kırılmamayı öğrenmiştir.
Soğuk, erken, milletin çoğunun daha uyuduğu bir İzmir sabahında, Alsancak kadar insansız kalmayı öğrenmiştir umarım.
Hayatına devam etmeyi başarır.
Çünkü bir süre sonra, bütün şanslar bittiğinde, insan hayatını yaşamaz, tüm fotoğrafı görebileceği ana ulaşmak için hayatına devam eder.
9.09.2011
7.03.2011
Sokağın Sonundaki Terk Edilmiş Ev
İki gün evvel kocası evi terk etti. Yarı yaşında bir başka kadın için. Otuz yıllık evliliklerini hakkını vererek bitirmek adına, galiba, gecenin bir yarısı gizlice, arkasında bir ''açıklama'' mektubu bırakarak.
Mektuptan çıkan soru işaretlerini iyice sindirebilmek adına dün, battaniyesini kafasının üstüne çekmiş halde, hiçbir şey yapmadan uzandı. Evde onu görebilecek kimse olmadığını biliyordu oysa.
Önce oğlu başka bir şehire gitmişti. Sonra da kızı, kız arkadaşıyla yaşamaya başlamıştı. Kızının yaptığını kendisine yapılan bir ihanet olarak algıladığını düşünürsek, kızının babasına çektiğine inanması kimseyi şaşırtmayacaktır.
Bu sabah uyandığında hayatına böyle devam edemeyeceğini biliyordu. Yola koyulmak adına en sevdiği pantolonunu ve kızının hediye ettiği, kocasının giymesinden hoşlanmadığı, üzerinde denizci mavisiyle ''69'' baskısı olan beyaz tişörtü giydi.
Eve bir kez daha güzelce bakıp gaza bastı. Geri dönmeyeceğinden emindi, bavullarını da toplamıştı.
Hazırlıksız olduğu tek şey direksiyonun arkasında geçireceği aslında nereye gideceğini bilmediği bugündü. Kırk olsa belki daha az sorun olurdu ama bugün içinde bulunduğu yaş aralığı değişiyordu ve yaşadıkları kutlama yapmanın bir hayli enteresan bir yoluydu.
Bugün elli yaşına giriyordu.
Yine de il sınırından çıktıktan sonra hayata yeni bir başlangıç yapabileceğini hissetti.
İşte bu, neden çürümeye bırakıldığı anlaşılamayan güzel harabe evlerin arkasında yatan hikayedir.
Mektuptan çıkan soru işaretlerini iyice sindirebilmek adına dün, battaniyesini kafasının üstüne çekmiş halde, hiçbir şey yapmadan uzandı. Evde onu görebilecek kimse olmadığını biliyordu oysa.
Önce oğlu başka bir şehire gitmişti. Sonra da kızı, kız arkadaşıyla yaşamaya başlamıştı. Kızının yaptığını kendisine yapılan bir ihanet olarak algıladığını düşünürsek, kızının babasına çektiğine inanması kimseyi şaşırtmayacaktır.
Bu sabah uyandığında hayatına böyle devam edemeyeceğini biliyordu. Yola koyulmak adına en sevdiği pantolonunu ve kızının hediye ettiği, kocasının giymesinden hoşlanmadığı, üzerinde denizci mavisiyle ''69'' baskısı olan beyaz tişörtü giydi.
Eve bir kez daha güzelce bakıp gaza bastı. Geri dönmeyeceğinden emindi, bavullarını da toplamıştı.
Hazırlıksız olduğu tek şey direksiyonun arkasında geçireceği aslında nereye gideceğini bilmediği bugündü. Kırk olsa belki daha az sorun olurdu ama bugün içinde bulunduğu yaş aralığı değişiyordu ve yaşadıkları kutlama yapmanın bir hayli enteresan bir yoluydu.
Bugün elli yaşına giriyordu.
Yine de il sınırından çıktıktan sonra hayata yeni bir başlangıç yapabileceğini hissetti.
İşte bu, neden çürümeye bırakıldığı anlaşılamayan güzel harabe evlerin arkasında yatan hikayedir.
7.02.2011
02.07.11 - C'est La Vie / Okura Sesleniş
Biraz değişiklik yaptım, daha düzenli durduğuna inanıyorum böyle her şeyin.
Umarım beğenirsiniz.
Bir süredir bir dergide çalışıyorum, bilen biliyor, yazmaya istediğim kadar zaman ayıramıyorum. Ama baskıya girdiğimizi düşünürsek, çarşamba günü raflardayız galiba, bu akşam rahat rahat yazacağımı garanti ediyorum.
Kendinize iyi bakın.
=)
Umarım beğenirsiniz.
Bir süredir bir dergide çalışıyorum, bilen biliyor, yazmaya istediğim kadar zaman ayıramıyorum. Ama baskıya girdiğimizi düşünürsek, çarşamba günü raflardayız galiba, bu akşam rahat rahat yazacağımı garanti ediyorum.
Kendinize iyi bakın.
=)
6.26.2011
Gitmişim Farz Edelim
Havadan sudan değil de daha derin konuları açmaya çalıştığımda tepki veren tek şey algın ve o da kapanarak gösteriyor varlığını. Neden sustunu sorduğumda ise bundan bahsetmek istemediğini söylüyorsun. Konuşulmayanın ne olduğu çok açık.
Bir yol ayrımındayız.
Ben ne yaptığım, ne düşündüğüm hakkında sana bir kitap, deniz kadar açığım. Bu yüzden sen nereye gittiğini, kimlerle görüştüğünü gizlediğinde ister istemez muhtemel bir elvedanın eşiğinde olduğumuza inanmaya başlıyorum. ''Ama''lardan yoksun, dürüst bir tutuma ne dersin?
Bunu bana borçlu değil misin?
Eğer beni kaybetme fikrine dayanabiliyorsan artık, kalbinden geçen ok ben değilsem, beni öpmek başını döndürmüyor da dışarıda başkaları, iyileri var diye düşünüyorsan büyütmeye gerek yok...
Bir hatıra
Geçmiş zaman
Seni eskiden güldüren birinin tebessüm eden bir fotoğrafı
Kabul et beni de; gitmişim farz edelim.
Öylece, bitmişiz farz edelim.
Bir yol ayrımındayız.
Ben ne yaptığım, ne düşündüğüm hakkında sana bir kitap, deniz kadar açığım. Bu yüzden sen nereye gittiğini, kimlerle görüştüğünü gizlediğinde ister istemez muhtemel bir elvedanın eşiğinde olduğumuza inanmaya başlıyorum. ''Ama''lardan yoksun, dürüst bir tutuma ne dersin?
Bunu bana borçlu değil misin?
Eğer beni kaybetme fikrine dayanabiliyorsan artık, kalbinden geçen ok ben değilsem, beni öpmek başını döndürmüyor da dışarıda başkaları, iyileri var diye düşünüyorsan büyütmeye gerek yok...
Bir hatıra
Geçmiş zaman
Seni eskiden güldüren birinin tebessüm eden bir fotoğrafı
Kabul et beni de; gitmişim farz edelim.
Öylece, bitmişiz farz edelim.
Mea Culpa
Bugünün geleceğini hep biliyordum, dünya yürüdüğümüz patikaların kesişmesini engelleyecek kadar büyük değil biliyordum, işte buradayız halimize bak. Ne derim diye hep merak ettim, yalan mı söylerim acaba hayat çok güzel, bak yamadım eskisinden daha iyi durumda kalbim diye. Yoksa diplomatik mi oluruz diye. Gerçeği söylemek zor olur gibi geliyordu düşünürken ama aşamadım seni, işte söyledim. Hala üstesinden gelemedim bende kalanların, sen yoluna devam ettin suçlamıyorum seni. Yine de tek yapmak istediğim sana ulaşıp benim için sadece sen olduğunu söylediğini işitmek. Söyledim işte, içten içe, yeşil gözlerini kocaman açıp senin de beni özlediğini, senin de beni istediğini duymayı bekliyorum. Sanırım asla benden tam olarak gitmene izin vermeyeceğim, geçen zaman da benimle hemfikir. Düştüğüm duruma bak Johnie O Doe, hayır hayır bakma. Kafamda kurduğum gibi davranmam gerekirdi. Denedim ama hala buradayım işte. Basitçe gülümseyip kafamı çevirmeliydim dışarı çıkmasına izin vermekten gurur duymayacaklarımı görme diye. Hata yaptım, yine.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)