1.17.2012

Yeni Yaş

Sen, iki yıldan fazla bir zamandır benimlesin muhtemelen. Okuduğun için teşekkürler bugüne dek. Yaptığım onca imla hatasını ve bozuk düşüncelerimi anlayışla karşıladığın için de sağol. Büyüdükçe azalır diye düşünüyor insan.
Yine de, her daim yeni imlalar ve düşünceler var bozulacak. Biliyorsun sen de.
Bazen benim başımda ağrıyor imla ve düşünce bozuklukları yüzünden. Düşünsene, bugün bir yıl daha yaşlandım. 20 küsur insanı olma yolunda ilerliyorum. Hoşnut değilim diyemem hayatım için, gördün hep sen de, çok daha kötü günlerim oldu. Şu günler yanlarında bi' Paris Hilton, bi' Nil Karaibrahimgil günleri onlara kıyasla.
Ama ben, galiba yani ben, 20 küsur olduğumda çok daha başarılı bir senaryo tasarlamıştım kafamda ve onun gerçeğe dönmesini bekledim bunca zaman. Bazıları oldu tabi bunların, bazıları oluyor. Bazılarının olacağına olan inancım sarsılmadı. Boşvermedim hiçbirini demek güzel olurdu bak, onu biliyorum işte. Boşverdiklerim var, sen de biliyorsun onları.
Karma'ya minnet, elimdekiler için minnettarım. O ayrı. Ne olursa olsun yanımda olacağını bildiğim dört arkadaşım var. Oradalar yani, hissettiriyorlar orada olduklarını. Hareketlerimi kısıtlıyorlar bazen ya da itiyorlar yapamam dediğim şeylerin önüne beni. İyi geliyor. Her zaman böyle olması gerektiğine inandığım için belki de. Bazı bazı aramıyoruz birbirimizi, kötü gün dostluğunu yeğlemişimdir bir çok başka şeye, o da aşikar. İyi gün dostlarım için ise diyecek lafım yok artık. İyi günlerimi daha iyi ediyorlar, çok yaşasınlar.
Sen varsın bi' de. Kimsin, nesin, tanışıyor muyuz bilmiyorum ama varsın yani. İyi ki varsın. Sana ulaşamadığım günler, sana anlatamadığım olaylar yoruyor belki de beni biraz. Söz verirdim daha çok anlatacağım diye fakat dürüst olmamı seviyorsun sen bi' de benim. Bildiğimden demiyorum.
Ancak elimden geldiğince işte...

20 küsur oldum biraz daha, bir saati de geçti. Arkadaşlarımın baykuşları hediye getirecek diye bekliyorsam hala, korumam gereken değerlerimi iyi saklamışım demek bu. Yaşlanmaya başlamadım sanırım. Henüz büyümeye devam ediyorum. Devam da edeceğim. Korkma, herkesi bıraksam da geride seni taşırım yanımda.

İyi ki okuyorsun bunu. Ve doğum günümü kutladığın için teşekkür ederim Okur. Sen de iyi ki varsın.

Samimiyetle,
Alican

12.31.2011

Bye Bye 2011

So, here we are again...

Sanırım bu yıl benim için güzel geçti. Evet, biliyorum, ne olursa olsun 2011 Alican Yılıydı tadında bir güzellik değildi bu ama, 2010'dan güzeldi.

İyi şeyler oldu hayatımda. Ne olduklarını tam anımsayamasam da "Bir an evvel 2011 bitsin" modunda olmadığıma göre, iyi şeyler olmuş hayatımda demek ki. Hiç acelem yok sanırım bu konuyla alakalı. Telefonumu elime alıp gelen mesajlara/çağrılara geri dönüp güne başlamak için bile bir acele hissetmiyorum.

Belki de herkes 2011'i uğurlamaya başlamadan evvel, hak ettiği sabrı ona göstermeli.

2012'den bahsedecek olursak...

Öncelikli hedefim, sanırım, 2011'in kazandırdıklarını elimde tutmak olacak. Çoğu iyiydi bu kazanımların ama kötüleri de değişsin istemiyorum. Önümde yeni bir tablo, yeni bir yol var ve ben tamamıyla yeni olan yolun dün benim için iyi olan ve kaybettiğim bir şeyin dönmesiyle değişmesini arzulamıyorum.

Bir diğer hedefim de Mayalar'a yanıldıklarını kanıtlamak. Bunu hep beraber yaparız nasılsa.

Bir de... 2012'de Johnie'yi özleyeceğim günler olacak elbette, onu da biliyorum. Tıpkı 2012'nin Johnie'den bahsedeceğim son yıl olacağını bildiğim gibi. Cidden, ben bile bu kadar sıkıldıysam, kim bilir sizin başınızı ne kadar ağrıttım tek bir adem için.

Bir şekilde her gün görüşemediğim ya da zaten beni tanımayan insanlar için ise iki alt yazı geçmek istiyorum. Birincisi, uzunca bir süredir Johnie Johnie diye ölüp bitmiyorum. Hatta blog bunu bu şekilde yansıtmaya başladığı için, geçen sürede bir şekilde hayatıma girmiş diğer insanlara, evet başka insanlar oldu canlarım, haksızlık ettiğimi düşünmeye başladım. Johnie içi boşalmakta olan bir meta benim için. Belki bir ya da iki "iyi" yazılık gücü kalmıştır. Ben yazarken eğlenirim, siz okurken eğlenirsiniz.

İkinci alt yazı ise şu; insan olan, sizin benim gibi yaşayıp nefes alan Johnie, kötü biri değildir. Yani evet, müthiş iyi biri, müstakbel Santa Claus değil belki ama ortalama bir adem. Kötülük olsun diye kötülük yapan biri değil. Beni bırakması konusunda suçlu bile olmayabilir, kim bilir belki hakikaten de çekilmez bir hal almıştı ilişkimiz.

Bunu da açıklığa kavuşturmak istedim.

Ha, bu lafların ardından, en azından en yakın arkadaşlarım bıyık altından "Sanki geri dönse kabul etmeyecek, hah" diye gülüyor olabilirler, orasını, evet, bilemeyiz =D Neyse ki huyu değildir dönmek.

Velhasılı kelam; herkes için, başta benim için, güzel bir yıl olacak 2012 bence. 2011'in de hakkını yemeyin.

12.25.2011

Noel Hafızası

Arada bir, hala, kimseye anlatmadığım bir an geliyor aklıma, böylelikle zamanın göreceli olduğuna daha çok inanıyorum.
Yani, üç buçuk ay süren bir "şey"le alakalı nasıl olur da anlatılmamış anılar kalabilir ki, değil mi? Üç yıldır anlattığımı düşünürsek hele.
Bugün, evet, tam olarak bu şaşırmayı bir kez daha yaşadım. Sıkıcı pazar günlerine has bir beklentiyle, üzerimde pijamalarım ve pelerin yaptığım battaniye, oturmuş Baturay'ı bekliyordum -ki hala gelmedi-, birden aklıma Johnie ile birlikte Baturay'ın kampüsünde gerçekleştirilen bir konferansa katıldığımız gün geldi. Hemen ardından da devamı, tıpkı çorap söküğü gibi diyebiliriz...
O gün, o konferans sırasında yaşadığımız bir olay sonucu, oturum devam ederken, Johnie'yi terk edip salondan çıktım ben. Zamanında İmparatorluk'a hizmet eden binanın taş merdivenlerinden inerken, hatırlıyorum da, hem kızgın hem de haklı hissediyordum. Şu anda saçma geliyor ama sanırım gerçekten haklıydım. Ve sizi temin ederim, sinirlenmeme izin verecek bir haklılığım varsa çekilmez biri olurum. Uzlaşılması imkansız. Neyse ki çok nadir haklı olmaya özen gösteriyorum.
Yine de, o gün haklı olacak kadar şanssızdım. Ve haklı oluşumun geri adım atmama izin vermeyeceğini biliyordum. Johnie, olur da adım atmazsa ilişkimin bitmiş olacağı kişi, ben yanından kalkarken numaradan da olsa tüm dikkatiyle konuşmacıya odaklanmıştı.
Bittiğini hissediyordum. Kötüydü. Yine de, en azından, ben bitirmiştim.
Hukuk Fakültesi'nden çıkıp Sahaflar Çarşısı'na meyleden merdivenlerden inerken durmamı söyleyen bir mesaj aldım.
İki hafta daha sürsün her şey, Johnie beni yüz üstü bırakma şansı yakalasın diye durdum ben de.

12.18.2011

L'Enfer, C'Est L'Autre

Birini artık değiştiremeyecek, geri alamayacak kadar sevmek, sadece sevmek eyleminin kendisiyle gerçekleşmez.
Değiştirmeyi, geri almayı düşünmeye başladığında ortaya çıkan kızgınlık nefrete evrildiğinden, nefret sevginin alt kollarından biridir belki de. Çünkü insan ne kadar severse sevsin birini, özünde kendini daha çok sever, bilmese bile bunu. Kendisine sonsuza dek kızgın kalamaz ama bir başkasından nefret edebilir.
Bu yüzden, başkaları cehennemdir kişiye. Kendi hataları yüzünden gidecek olsa da cehennemden nefret eder. Ön koşulu unutur.
Unuturuz.
Tek fark, birisini sevmemiz gerektiği düşüncesi o kadar erken işlenir ki; içimize değiştirmeyi, geri almayı istediğimiz sevgiler nefrete dönüşürse ağzımız yaptığımızın hata olduğunu kabullense de beynimiz bu konuda kalbimizle uyuşmaz.
Kalp beyinden özerkliğini ister, biz de arafta kalır ve acı çekeriz.
Bu sevgi, üzerimizde beyaz satenden bir elbise varmış gibi iz bırakır arkasında. İçindekini güzelleştirse de bu iz, elbiseyi kirletir. Bir nevi, kullanılmış yapar onu.
Aşka tekrar inanma yetimizi elimizden alır, nefret edebilme yeteneğimizi elimizden alır.

11.19.2011

Caroline Wozniacki & Malena Ernman

Evet, bloga bir şeyler yazamıyorum, bu hiçbir şey yazmadığım anlamına gelmiyor ama bloga geçirmeye vaktim olmuyor işte.

Zira okul, iş ve arkadaşlar derken eve girip uyumaktan başka bir şeye vaktim kalmıyorum.

İnanır mısınız pazartesi ve salı ikişer sınavım var ve ben ikisinin derslerine hiç girmedim!

Bi' şekilde kıvıracağımdan eminim, orası ayrı.

Yine de benden bi' şeyler okumayı özleyenler için, evet evet sana sesleniyorum, lütfen WomanRoute® dergisi için yaptığım röportajlardan ikisini paylaşıyorum.

Başarılı tenisçi Caroline Wozniacki için buraya, İsveç'in en başarılı seslerinden Malena Ernman için ise buraya tıklayın.

Sizi seviyorum!