11.19.2011

Caroline Wozniacki & Malena Ernman

Evet, bloga bir şeyler yazamıyorum, bu hiçbir şey yazmadığım anlamına gelmiyor ama bloga geçirmeye vaktim olmuyor işte.

Zira okul, iş ve arkadaşlar derken eve girip uyumaktan başka bir şeye vaktim kalmıyorum.

İnanır mısınız pazartesi ve salı ikişer sınavım var ve ben ikisinin derslerine hiç girmedim!

Bi' şekilde kıvıracağımdan eminim, orası ayrı.

Yine de benden bi' şeyler okumayı özleyenler için, evet evet sana sesleniyorum, lütfen WomanRoute® dergisi için yaptığım röportajlardan ikisini paylaşıyorum.

Başarılı tenisçi Caroline Wozniacki için buraya, İsveç'in en başarılı seslerinden Malena Ernman için ise buraya tıklayın.

Sizi seviyorum!


10.24.2011

İlk Defa

"Enteresan." dedim ben, O yataktan kalkıp sigara yakarken. Bugün bile sigara kokan erkek eli bana Johnie'yi hatırlatır. Her ne kadar kendisi birlikte olduğum ne ilk ne de son sigara kullanıcısı değilse de.
"Orgazm oldun ve benden sıkılmadığını fark ettin, değil mi?" dedi tekrar yanıma uzanırken. Dudaklarında ucuz bir sigara, yüzünde çarpık bir tebessüm, burnunda samanyolundan bir parça vardı.
"Evet."" dedim boş gözlerle, daha sonra pek çok kez ziyaret edeceğim, etmeme son verildikten sonra bile konforu konusunda hep olumlu cümleler kuracağım yurt odasının tavanına bakarken. Az evvel fark ettiğim ayrıntıları fark ettiğimin farkında değildi. Ama bana dönüp sol kolunu ve bacağını vücuduma sardığında, bunu hissettim. Vücudu soğuktu.
Ben zaten o vücudu ısıtımaya hiçbir zaman kabil olamadım galiba.
"Çünkü birbirimize aşığız." gibi bir şey söyledi, kendi cümleleriyle.
"Çünkü birbirimize aşığız." gibi bir şey yankılandı beynimde, onun cümleleriyle.
Öylece yattım orada. Tavana bakıp, İstanbul'un meşhur yedi tepesinden de yüksek bir yerden manzarayı seyrederken. Kanat takıp Galata'dan düşen adamdan bu yana kimsenin görmediklerini gördüğümü düşündüm.
O günden sonra, arkada bırakılana kadar, arkada bıraktıklarımı düşünmedim. Sanırım nereden geldiğimi de unuttum. Hatırladığımda ise, geriye dönüş yolu benim parçalarıma uymayan yeni çıkıntılar üretmişti bile.
İzmir'de de bu yüzden yapamıyorum. Arkada bıraktıklarımı düşündükçe o kadar küçük bir koyda yüzmemem gerektiğini düşünüyorum.
Nasılsa İstanbul'da devasa bir jakuzide verilen grup seks partisi gibi bir hayat yaşıyoruz. O sıcak suyun içinde belimize dolanabilecek soğuk bir bacak yok ve biz orgazm olduğumuzda fark etmiyoruz bile. Artık.

9.09.2011

"Dünyanın senden geri kalanını, seni sevdiğim gibi sevemiyorum."

Bütün. Ne demek acaba? Tüm ile hemen hemen aynı anlama gelirken, neden biri "n" diğeri "m" ile bitiyor?
Yaşlı bir kadın var bir yerlerde. Genç gösteriyor. Şen şakrak, hafiften şuh. Bu gece, onun hayatında önemli bir şey oldu. Ben, hep, o kadının hikayesini anlatmak istiyorum, olmuyor. Yine de bu gece, bir kırılma noktası yaşadığına eminim.
Bir keresinde "Dünyanın senden geri kalanını, seni sevdiğim gibi sevemiyorum." demiştim, o kadın da demiş olmalı. Bu gece o kadın eskilerden biriyle bir arada. Şarkılarda anlatılan, alt metni "Ben gençken günümü gün ettim, sen beni bekledin, şimdi yaşlandım, senden başka kimse bakmaz bana. Ne dersin, ikinci bahar?" olan senaryoyu yaşıyorlar, çok daha romantik yaklaşarak bu gerçeklere. Özlemenin yarattığı acizlik nelere kadir...
Çünkü bu kadın, aptal bir kadın değil aslında. Bazen siyahın beyaz, bazen de beyazın siyah olabileceğini yol boyunca yolcuların da, şoförün de, arabanın da, yolun kendisinin de değiştiğini pek çok defa görmüş.
Nelere şahit olmuştur kim bilir?
Ben, şimdilik, bilmiyorum.
Ama o adam yine gidecek. Kadından kırk yaş küçük bir başka kız çocuğu için. Kalbi, umuyorum kırılmamayı öğrenmiştir.
Soğuk, erken, milletin çoğunun daha uyuduğu bir İzmir sabahında, Alsancak kadar insansız kalmayı öğrenmiştir umarım.
Hayatına devam etmeyi başarır.
Çünkü bir süre sonra, bütün şanslar bittiğinde, insan hayatını yaşamaz, tüm fotoğrafı görebileceği ana ulaşmak için hayatına devam eder.

7.03.2011

Sokağın Sonundaki Terk Edilmiş Ev

İki gün evvel kocası evi terk etti. Yarı yaşında bir başka kadın için. Otuz yıllık evliliklerini hakkını vererek bitirmek adına, galiba, gecenin bir yarısı gizlice, arkasında bir ''açıklama'' mektubu bırakarak.
Mektuptan çıkan soru işaretlerini iyice sindirebilmek adına dün, battaniyesini kafasının üstüne çekmiş halde, hiçbir şey yapmadan uzandı. Evde onu görebilecek kimse olmadığını biliyordu oysa.
Önce oğlu başka bir şehire gitmişti. Sonra da kızı, kız arkadaşıyla yaşamaya başlamıştı. Kızının yaptığını kendisine yapılan bir ihanet olarak algıladığını düşünürsek, kızının babasına çektiğine inanması kimseyi şaşırtmayacaktır.
Bu sabah uyandığında hayatına böyle devam edemeyeceğini biliyordu. Yola koyulmak adına en sevdiği pantolonunu ve kızının hediye ettiği, kocasının giymesinden hoşlanmadığı, üzerinde denizci mavisiyle ''69'' baskısı olan beyaz tişörtü giydi.
Eve bir kez daha güzelce bakıp gaza bastı. Geri dönmeyeceğinden emindi, bavullarını da toplamıştı.
Hazırlıksız olduğu tek şey direksiyonun arkasında geçireceği aslında nereye gideceğini bilmediği bugündü. Kırk olsa belki daha az sorun olurdu ama bugün içinde bulunduğu yaş aralığı değişiyordu ve yaşadıkları kutlama yapmanın bir hayli enteresan bir yoluydu.

Bugün elli yaşına giriyordu.

Yine de il sınırından çıktıktan sonra hayata yeni bir başlangıç yapabileceğini hissetti.

İşte bu, neden çürümeye bırakıldığı anlaşılamayan güzel harabe evlerin arkasında yatan hikayedir.

7.02.2011

02.07.11 - C'est La Vie / Okura Sesleniş

Biraz değişiklik yaptım, daha düzenli durduğuna inanıyorum böyle her şeyin.

Umarım beğenirsiniz.

Bir süredir bir dergide çalışıyorum, bilen biliyor, yazmaya istediğim kadar zaman ayıramıyorum. Ama  baskıya girdiğimizi düşünürsek, çarşamba günü raflardayız galiba, bu akşam rahat rahat yazacağımı garanti ediyorum.

Kendinize iyi bakın.

=)